TurkeyCNC Forum

Haber-Eðlence-Mizah-Geyik => Diğer Konular => Konuyu başlatan: (gökhan) - Mart 21, 2010, 12:26:31 ÖÖ

Başlık: piramitlerin sırları
Gönderen: (gökhan) - Mart 21, 2010, 12:26:31 ÖÖ
Piramitler:

1-Büyük Piramitin açilari,Nil'in delta yöresini iki esit parçaya bölerler.

2-Gize'deki üç piramit aralarinda bir Pisagor üçgeni olacak sekilde düzenlenmislerdir.Bu üçgenin kenarlarinin birbirlerine göre orani 3:4:5'dir.

3-Her biri 20 ton olan taşlardan inşa edilmiştir.Ve bu taşları temin edilebilecek en yakın mesafe yüzlerce km uzaktadır. Bu taşların nasıl getirildiği bilinmemektedir.

4-Piramit kimin adına yapıldıysa, onun mumyasının bulunduğu odaya, yılda iki kez güneş girmektedir. Doğduğu gün ve tahta geçtiği gün.

5-Büyük Piramitin taban yüzeyi, anıtın yarısının iki katına bölündügünde pi=3,14 sayisi elde edilir.

6-Mumyalarda radyoaktif madde bulunduğundan; mumyaları ilk bulan 12 bilim adamı kanserden ölmüştür.

7-Büyük Piramitin dört yüzeyinin toplam yüzölçümü,piramit yüksekliginin karesine esittir.

8-Büyük Piramit,dört ana yöne göre düzenlenerek insa edilmistir.

9-Piramitlerin içinde, ultrasound radar, sonar gibi cihazlar çalışmaktadır.

10-Kirletilmiş su birkaç gün piramitin içinde bekletilirse,kirden arınmış olur.

11-Süt, birkaç gün süreyle bozulmadan kalır ve sonunda yoğurt olur.

12-Bitkiler, piramitin içinde daha çabuk büyürler.

13-Piramit içine bırakılan su, 5 hafta süre ile bekletildikten sonra yüz losyonu olarak kullanılabilir.

14-Kesik, yanık, sıyrık gibi yaralar piramitlerin içinde daha çabuk iyileşme gösterir.

15-Çöp bidonu içindeki yemek artıkları hiç koku neşretmeden piramit içinde mumyalaşır.

16-Büyük Piramit, dünyanin kara kitlesinin merkezinde yer aliyor.

17-Piramit dev bir güneş saatidir.Ekim ortasiyla Mart başı arasında düsürdügü gölgeler mevsimleri ve yılın uzunlugunu gösterir.

18-Piramiti çeviren tas levhalarin uzunlugu bir günün gölge uzunluguna esittir.Bu gölgelerin taş levhalar üstünde gözlenmesiyle günün 0,2419 bölümünde yilin uzunlugu yanlışsız olarak saptanabiliyordu.

19-Büyük Piramit'le dünyanin merkezi arasindaki uzaklik,Kuzey kutbuyla arasindaki uzakliga esittir ve kuzey kutbuyla dünyanin merkezi arasindaki uzakliga esittir.

20-Piramitin yüksekligiyle,çevresi arasindaki oran,bir dairenin yari çapiyla çevresi arasindaki oranin dengidir.Dört kenarlar dünyanin en büyük ve çarpici üçgenleridir.

21-Gizde'den geçen boylam,dünyanin denizleriyle anakaralarini iki esit parçaya böler.Bu boylam ayrica,kara üstünden geçen en uzun kuzey-güney yönlü boylam olup,bütün yer kürenin uzunluguna ölçümünde dogal sifir noktasini olusturur.

22-Büyük piramitin tepesi Kuzey kutbunu,çevresi ekvatorun uzunlugunu temsil eder.Ve iki uzunluk ayni mikyasa uygunluk gösterir.

23-Piramitlerin bazı odalarının içinde ne olduğuna hakkında bir bilgi yoktur.Araştırmacıların çoğu ya içinde kayboldu yada aynı yerde birkaç tur attılar fakat içlerini göremediler.
24-Piramitlerin içi yazın soğuk,kışın sıcak olur.
25-Kahire'de bulunan Keops Piramidi, her biri 12 ton ağırlığında olan iki buçuk milyon adet taş bloktan oluşmuştur.Bugün, günde on blok yerleştirilmesi halinde,yapımının 664 yıl sürer.

26-Büyük piramidin üstünden geçen meridyen, karaları ve denizleri tam eşit iki parçaya bölmektedir.
Başlık: Ynt: piramitlerin sırları
Gönderen: Rüzgar ERDEM - Mart 21, 2010, 03:26:31 ÖS
bu pıramitler oldum olası beni cezbetmiştir ellerine sağlık gökhan
Başlık: Ynt: piramitlerin sırları
Gönderen: rafi - Mart 21, 2010, 06:27:44 ÖS
araştırma güzel eline emeğine sağlık
Başlık: Ynt: piramitlerin sırları
Gönderen: y001_caliskan - Mart 21, 2010, 11:42:34 ÖS
teşekkürler
Başlık: Ynt: piramitlerin sırları
Gönderen: alemci_11984 - Mart 22, 2010, 10:26:27 ÖS
eline ve emeğine sağlık değerli adaşım yaw hep merak etmişimdir bu piramitleri yapan insanların nasıl bir cüsseye, nasıl bir güce ve en önemlisi nasıl bir zekaya sahiptiler şimdide böylesine (güç kısmını geçelim) akıllı insanlar varmıdır acaba ya bu kadar şeyi nasıl hesaba kattılar birader akıl sır erdiremiyorum vallahi ki bu piramitlerin içlerinde daha çözülemeyen bir çok sır barındırdığını duymuştum hayret yaw ??? ??? :)
Başlık: Ynt: piramitlerin sırları
Gönderen: (gökhan) - Mart 23, 2010, 01:07:53 ÖS
Alıntı yapılan: alemci_11984 - Mart 22, 2010, 10:26:27 ÖS
eline ve emeğine sağlık değerli adaşım yaw hep merak etmişimdir bu piramitleri yapan insanların nasıl bir cüsseye, nasıl bir güce ve en önemlisi nasıl bir zekaya sahiptiler şimdide böylesine (güç kısmını geçelim) akıllı insanlar varmıdır acaba ya bu kadar şeyi nasıl hesaba kattılar birader akıl sır erdiremiyorum vallahi ki bu piramitlerin içlerinde daha çözülemeyen bir çok sır barındırdığını duymuştum hayret yaw ??? ??? :)
arkadaşım bu konu benimde çok ilgimi çekiyor şimdi kafamdaki soru işaretlerini saymaya kalksam sayfa yetmez.o yaşam koşullarında böyle bir zeka.ama daha çözülemeyen çok sırları olduğuna eminim
Başlık: Ynt: piramitlerin sırları
Gönderen: alemci_11984 - Mart 23, 2010, 11:20:38 ÖS
evet gökhan halısın o zamanda yaşayan, o zekaya sahip insanların şimdi yaşadığını düşünsene, şuanki teknolojı ve imkanların onların ellerine ve zekalarına bırakılsa neler olurdu acaba çok merak ediyorum gerçekten
Başlık: Ynt: piramitlerin sırları
Gönderen: ser82 - Nisan 06, 2010, 10:55:34 ÖS
Benim paylaşımım farklı biraz Osmanlı mutfak erzağını Kalenin hatta yerin altında depolarmış, nasıl taze kalıyor , öyle bir havalandırma sistemi yapmışlarki depoda zamanımızın soğtucularını aratmıyacak derecede soğuk hava akımı sayesinde yiyacaklaer çok uzun süre saklanabiliyormuş. Bu arada Orta Asyada Eski Türklerinde Piramit yaptığını duydunuzmu İntten araştırın 
Başlık: Ynt: piramitlerin sırları
Gönderen: alemci_11984 - Nisan 08, 2010, 07:24:30 ÖS
Alıntı yapılan: ser82 - Nisan 06, 2010, 10:55:34 ÖS
Benim paylaşımım farklı biraz Osmanlı mutfak erzağını Kalenin hatta yerin altında depolarmış, nasıl taze kalıyor , öyle bir havalandırma sistemi yapmışlarki depoda zamanımızın soğtucularını aratmıyacak derecede soğuk hava akımı sayesinde yiyacaklaer çok uzun süre saklanabiliyormuş. Bu arada Orta Asyada Eski Türklerinde Piramit yaptığını duydunuzmu İntten araştırın 

gerçekten eskilerin insanları çok zekiymiş büyüklerim de daima buna benzer olayları anlatırlardı

"Bu arada Orta Asyada Eski Türklerinde Piramit yaptığını duydunuzmu İntten araştırın  " evet daha önce bende duymuştum araştırmak nasip olmadı hatta daha birkaç gün önce tv de de haber konusu idi hangi kanalda olduğunu hatırlıyamıyorum
Başlık: Ynt: piramitlerin sırları
Gönderen: (gökhan) - Haziran 13, 2010, 01:55:13 ÖS
Mısır piramitleri yeryüzündeki anıt-kabirlerin en eskileri ve en büyükleridir. Binlerce yıl önce yapılan piramitlerde bugün bile hala binlerce sır yatmaktadır. İşte piramitlerle ilgili birbirinden ilginç bilgiler

Dünyanın yedi harikasından günümüze kadar ulaşan tek eser, Mısır'daki Keops Piramidi dir. Mısır'ın başkenti Kahire yakınındaki Nil Nehrinin batısında bulunan Giza Yaylasında bulunmaktadır.

Keops Piramidinin yanında biraz daha küçük olan Kefren ve Mikorinos piramitleri bulunmaktadır. Ayrıca, içlerinde prenseslere ve firavunun en yakın yardımcılarına ait mumyaların bulunduğu beş piramit daha vardır.

Büyük Piramit de denen Keops Piramidi, M.Ö. 2800 yıllarına doğru hüküm süren Mısır'ın 4. Sülale devri hükümdarlarından Keops'un mezarıdır. İkinci büyük piramit, Keops'un kardeşi olan ve O öldükten sonra firavun olan Kefren'e aittir. Küçük piramit ise M.Ö. 2500′lü yıllarda hüküm süren Mikerinos'a aittir.

Mısır piramitleri yeryüzündeki anıt-kabirlerin en eskileri ve en büyükleridir. Bunların en haşmetlisi olan Keops Piramidi dış görünüşü ile de "Dünyanın Birinci Harikası" olma niteliğine hak kazanmıştır.

Piramitler, firavunun mumyası ile hepsi birbirinden değerli eşsiz nitelikteki sanat eserlerini; kral, kraliçe, prens heykellerini de içlerinde saklıyordu ve bu eşsiz hazineleri saklamak için yapılmışlardır.

Keops Piramidinin yüksekliği 138 metredir. Tepeden 10 metre kadar aşınmıştır. Bazıları 10-15 ton ağırlığında olan 2.300.000 adet blok taşın üst üste yığılmasıyla oluşturulmuştur. Bir kenarı 227 metre olan dörtgen tabanı 50.524 metrekarelik bir alanı kaplar. Piramidin iç ortasında, tepeden 100 metre kadar aşağıda ve tabandan 40 metre kadar yukarıda firavunun odası vardır. Firavunun mumyası, hazinesi ve özel eşyası bu odaya konmuştur. Oda 10,5 metre uzunlukta, 5 metre genişlikte ve 6 metre yüksekliktedir. Buraya 50 metrelik bir dehlizden girilir. Biri kraliçeye ait olan iki oda daha vardır.

Kefren Piramidinin taban kenarlarının uzunluğu 216m, yüksekliği 143m'dir.
Mikorinos adına yapılan 66m uzunluğundaki piramidin taban kenarlarının uzunluğu 109m'dir

Tarihçi Herodot'a göre, ağır granit blokları, piramidin üst bölümlerine çıkarmak için 925 metre boyunda, 19 metre genişlikte bir rampa yapılmıştır. Sadece bu rampanın yapılması bile 10 yıl sürmüştür. Bu muazzam mezar, üç ayda bir toplanan 100.000 esirin çalışmasıyla 30 yılda tamamlanmıştır. Daha sonra da Keops'un ve eşinin mumyalanmış cesetleri bu mezara yerleştirilmiştir.

Bu üç piramit tam bir teknik ustalık ve mühendislik yeteneği başyapıtıdır. Yerleştirilişi, yapının dev boyutları, kullanılan kireçtaşından yapılan blokların boyut ve ağırlıkları şaşırtıcıdır. Bu piramitler Dünyanın Yedi Harikası içinde günümüzde sağlam kalan tek yapıdır.

Gize piramitleri tahmini olarak M.Ö 3000 yıllarında eski krallık döneminde yapıldığı zannedilmekte. Bunlar; Keops, Kefren ve Mikerinos piramitleridir ve isimlerini aldıkları firavunlar tarafından yaptırılmıştır.

Gize piramitleri dünyanın en büyük piramitlerdir. Bunlarla birlikte ve Mısır'da yüzlerce irili ufaklı piramit mevcuttur. Gize piramitlerini diğerlerinden ayıran farkların başında içlerinde yazı bulunmaması ve nasıl yapıldıklarının hala çözüme ulaşmamış olmasıdır.
Keops'un oğlu Kefren için yapılmış piramit 136 metre yüksekliğe sahip.

Kefren piramidinin dış yüzeyinde yer alan kaplamalar bugün sadece tepesinde görülebilmekte.

Piramitler ile ilgili çeşitli matematiksel bulgular arasında ilginç olanları şunlar: Keops piramidinin yüksekliginin 1 milyarla çarpımı yaklasık olarak güneşle dünyamız arasındaki mesafeyi veriyor. (149.504.000km)

Piramitlerin üzerinden geçen meridyen karaları ve denizleri tam iki eşit parçaya bölüyor. Keops Piramidinin Taban cevresinin, yüksekliğinin 2 katına bölünmesinin pi=3.14 sayısını veriyor.

62 metre yüksekliği ile Gize Piramitleri içerisinde en küçüğü olan Mikerinos Piramidi Kefrenin oğlu için yaptırılmış.

Piramitler hala yapımları esnasındaki gizi korumaktalar. İşçilerin olağanüstü bir çabayla günde 10 metreküp taşı üst üste koyduklarını kabul edersek keops piramidinde yer alan yaklaşık 2.5 milyon metreküp taş, 250.000 gün, yani yaklaşık 664 yılda yerleştirilebiliyor. Oysa piramitler 20 ila 30 yıl arasında bir sürede tamamlanmıştır.

70 metre uzunluğunda ve 30 metre yüksekliğinde olan Sfenks 14.yy da Memluk'lar tarafindan top bataryalarına talim hedefi olarak kullanılmış ve ciddi biçimde zarar görmüş.

M.Ö. 2520 yılında Keops'un oglu Kefren'in mezar kompleksi için yontulmuş. Sfenks Mısır dilinde 'SEZP-ANHE' Yaşayan görüntü) anlamında. Tarih boyunca Sfenks Nil nehrine bakiyor ve nehir yoluyla gelenleri karşılıyordu
Başlık: Ynt: piramitlerin sırları
Gönderen: alemci_11984 - Haziran 19, 2010, 03:07:23 ÖS
           
  Gökhan baba büyüksün
devamını dört gözle bekliyorum eline emeğine sağlık tekrar teşekkürler :o :o :o :) :) :)
Başlık: Ynt: piramitlerin sırları
Gönderen: (gökhan) - Haziran 19, 2010, 09:35:01 ÖS
Alıntı yapılan: alemci_11984 - Haziran 19, 2010, 03:07:23 ÖS
           
  Gökhan baba büyüksün
devamını dört gözle bekliyorum eline emeğine sağlık tekrar teşekkürler :o :o :o :) :) :)
arkadaşım sen istersinde ben paylaşmazmıyım
Başlık: Ynt: piramitlerin sırları
Gönderen: (gökhan) - Haziran 19, 2010, 09:35:27 ÖS
Piramitler Tekrar İnşa Edilmek İstense...
1978′de Amerika'daki, Indiana Limestone Institute of America Inc. (dünyada kireçtaşı ocakları konusunda en büyük ve en uzman kuruluş), bugün Büyük Piramit gibi bir piramit inşa edilmek istense, insan gücü ve materyallerin ne olması gerektiği hakkında bir araştırma yapmıştır. Sonuç oldukça düşündürücüdür; şirket yetkilileri, piramitlerin inşasındaki zorluğu şöyle açıklamaktadırlar:
Eğer mümkün olan gücü maksimuma çıkartsak, bu da bugünkü üretimi üç katına çıkartmak anlamına gelir ki, bu kadar kireçtaşını ocaktan çıkarmak ve transfer etmek ancak 27 yıl sürer. Üstelik tüm bu çalışmalar Amerika'nın üstün teknolojisiyle yani hidrolik çekiçler, elektronik kristal başlı testereler kullanılarak yapılabilir. Bu büyük çaba, sadece kireçtaşını madenden çıkarmak ve onu taşımak için kullanılacaktır. Ve buna, Büyük Piramit'in inşası için gerekli olan laboratuvar testleri ve bunun gibi ön çalışmalar dahil değildir.
Sırlarla Dolu İnşa Teknolojisi
Antik Mısır'da inşa edilen ve günümüzde hala büyük bir hayranlıkla izlenen en önemli eserler gizemli piramitlerdir. Bu piramitlerin en ihtişamlısı olan "Büyük Piramit" şimdiye kadar dünya üzerinde inşa edilmiş en büyük taş yapı olarak kabul edilir. Bu piramitin nasıl inşa edildiği konusunda Herodot zamanından itibaren birçok tarihçi ve arkeolog, çeşitli teoriler ortaya atmıştır. Kimileri bu piramitin yapımı sırasında kölelerin çalıştırıldığını ve rampa tekniğinden basamaklı piramite kadar birçok yöntemin kullanıldığını savunmuştur. Bu yöntemlerin karşımıza çıkan manzarası şöyledir:
-Bu piramidi kölelerin inşa etmiş olma ihtimali durumunda, çalışan köle sayısının 240.000 gibi olağanüstü bir rakam olması gerekirdi.
-Eğer inşa tekniği olarak rampa yöntemi kullanılmış olsaydı, piramitin yapımı bittikten sonra bu rampanın yıkılması için yaklaşık 8 yıl gerekirdi. Mısır bilimcisi Garde-Hansen'e göre bu, oldukça saçma bir teoriydi. Çünkü bu rampanın yıkılmasından sonra geride kalan dev moloz artıklarını bir yerlerde görmemiz gerekirdi. Ama böyle bir delile hiçbir yerde rastlanmamıştır
Garde-Hansen, diğer teorisyenlerin önemsemediği bazı yönleri ele almış ve şunları söylemiştir:
Piramidi ziyaret ettiğinizde şaşırtıcı görüntüleri gözünüzün önüne getirmeye çalışın: 5000 yıl önceki taş ocağı işçisi, günde, piramitlerin inşasında kullanılan 330 taş blok üretiyor. Suyun bastırdığı mevsimde, günde 4000 blok Nil nehrinin üzerinde taşınıyor ve Giza platosuna gelindiğinde bu taşlar platodan yukarıya taşınarak, piramidin inşa edileceği bölgeye ulaştırılıyor. Eğer bu şartlar altında taşıma işlemi gerçekleşiyor olsaydı, dakikada 6.67 blok taşınması gerekirdi. Bu sonuç, sunulan teorinin geçersizliği için yeterli bir rakamdır.
-Tüm bunların yanında, piramidin bir yüzeyinin alanının yaklaşık olarak 2.5 hektar olduğu düşünülürse, her bir yüzeyin yaklaşık olarak 115.000 kaplama taşıyla kaplanmış olması gerekir. Bu taşlar da öylesine itinayla yerleştirilmiştir ki, taşlar arasında bırakılan mesafe bir kağıdın geçmesine olanak vermeyecek derecede dardır
Tüm bunlar piramitlerin yapımlarıyla ilgili sırların günümüz bilim ve teknolojisiyle dahi çözülemediğini gösteren bilgilerden bazılarıdır.

Başlık: Ynt: piramitlerin sırları
Gönderen: (gökhan) - Haziran 19, 2010, 09:42:10 ÖS
PİRAMİTLER'in sayısı 80′e yakındır. Hepsi Nil'in sol kıyısına kurulmuş ve vadide 40 kilometrelik birzunluk içine yayılmışlardır. Bazıları ayrı olmakla birlikte çoğu grup halindedir.
Piramitler içinde en çok ilgi çekenleri üç büyük piramit olarak bilinen Giza şehri civarında bulunan abidelerdir. Bunlar varsayılan kurucularının adlarına göre ayrılmaktadır: Keops (Kufu), Kefren ve Mikerinos. Bu üç Giza Piramidinin geometrik ve gözlemsel ilkelere dayalı bir plana göre inşa edildiği ve bu planın da doğrudan astronomik gözlemlere dayandığı ileri sürülmektedir.
Kufu ya da Keops diye de adlandırılan Büyük Piramit, üç büyük piramidin ilki ve en kuzeydekidir. 137 metre yüksekliğindeki ve yaklaşık 6.5 milyon ton ağırlığındaki Büyük Piramit, şimdiki Kahire şehri yakınlarında tam olarak Nil Deltası'nın tabanına yerleştirilmiştir. Mısır astronomi bilgini Mahmut Bey, Keops'un binlerce yıl önce dolanımının en yüksek noktasına varmış Sirius yıldızı ışınlarının piramidin güney tarafı üzerine diklemesine düştüğü bir devrede inşa edilmiş olduğunu söyler.
Piramidin yapım planında sık sık karşımıza çıkan 286,1022 sayısı anahtar sayı olarak kabul edilir, çünkü bu sayı güneş ve yıldız yılının değerini, güneş ile yeryüzü arasındaki uzaklığı, yeryüzü ile yörüngesi arasındaki ilişkiye göre yerçekimi kanununu ve yeryüzü yörüngesinin merkezkaç değişimlerinin sınırlarını belirlemeye olanak sağlamaktadır. Görüleceği üzere Piramit gerçek bir geometri ve ölçü harikasıdır. Birçok bilim adamı ve yazar Giza'daki Keops Piramidi'nin bugünkü bilim bilgileri ve makinelerle bile yapılamayacağını ısrarla söylemektedirler. Büyük Piramit, hiçbir zaman anlaşılmamış olan bir tekniğin ve dehanın gözle görülür tanıklığını yapmaktadır.
Peki Keops Piramidi'nin yüksekliğinin bir milyara çarpımının yaklaşık olarak güneşle dünyamız arasındaki uzaklığı vermesi bir rastlantı mıdır? Piramidin üstünden geçen meridyenin karaları ve denizleri tam eşit iki parçaya bölmesi bir rastlantı mıdır? Taban çevresinin, yüksekliğin iki katına bölünmesinin Pi sayısını vermesi bir rastlantı mıdır? Piramitte dünya ağırlığını gösteren hesapların bulunması bir rastlantı mıdır? Piramidin kurulduğu kayalık alanın büyük bir özen ve doğrulukla düzeltilmiş olması bir rastlantı mıdır? Bugünkü teknoloji ile yapılamayacak bir şeyi, eski Mısırlılar basit teknoloji ve sade aletleriyle nasıl yaptılar? Mısırlılara dünya-dışı zeka, 'dışardan yardım' mı geldi? Yoksa bu yapılar Dünya dışı Ziyaretçiler tarafından mı yapıldı.
Büyük Piramit ( Khufu, Keops ) dünya karalarının tam ortasında bulunmaktadır. İnşası sırasında böyle dev bir yapının dünya karalar topluluğunun tam merkezine oturtulması için , yörenin , hatta dünyanın uzaydan görülmüş olması gerekirdi. Bu bakımdan ya uzaylılar ya da uzaylıların yetiştirdiği kimseler tarafından inşa edilmiştir. Araplar, Büyük Piramidin "Uzaydan Gelen Ruhlar " tarafından inşa edildiğine inanırlar.
Her ne kadar okullarımızda okutulan tarih kitaplarında hala mezar anıt olarak yazılıysa da , Büyük Piramidin Firavun mezarı olarak yapıldığıyla ilgili bilgi , geçerliliğini gün geçtikçe yitirmektedir. Onun yerine onun bir inisiyasyon merkezi hatta güç elde etmekte kullanılan bir enerji üretici olarak yapıldığı konusundaki bilgiler gün geçtikçe güç kazanmaktadır. Çok değişik alşimik çalışmaların yapıldığı ve bu çalışma ve denemeler için gerekli enerjinin üretildiği bir jeneratör olarak yapıldığı daha kuvvetli olasılık halinde karşımızda bulunmaktadır. Gerek bilinen ölçüleri, gerekse biçimiyle büyük Piramit ve ötekiler , mezardan çok bir güç üretici olarak yapılmış olabileceklerini düşündürmektedir. Böyle olunca da böyle bir yapının inşa bilgisinin kaynağı Raymond Drake'in belirttiği gibi ya uzaylılardır ya da onların öğretisinden yararlanmış seçkin kişilerdir.

Ruhsal yetenekleri gelişmiş kişilerin ifade ettiklerine göre , Büyük Piramit manyetik güç yayımını hala devam ettirmektedir. C.H. Williamson 'un "Other Tongues , OtherFlesh " ( Başka Diller , Başka Bedenler ) isimli eserinde belirttiğine göre , dünya dışı kökenli insanlar yapıyı meydana getiren çok iri taşları antigravitasyon ya da sonik yöntemlerle ilgili bilgileri uygulayarak yerleştirmişlerdi. Belki de bu insanlar aynı güçleri kendi uzay araçlarını hareket ettirmede de kullanıyorlardı.
Keops Piramidi ya da Büyük Piramit , Kahirenin 16.km. kadar batısındadır. Taban yüzeyi yaklaşık 53.000 m2'lik bir alanı kaplar. Orijinal yüksekliğinin 146 ile 148 m. arasında olduğu tahmin edilir. İnşa edildiği dönemde üzerinde bulunması gereken Kapak Taşı'nın artık olmaması nedeniyle şimdiki yüksekliği 137 metre kadardır. Yapılan hesaplara göre Büyük Piramit İngiltere'de Hz. İsa'dan bu yana inşa edilmiş olan tüm katedral , kilise ve şapellerden daha fazla taş kütlesine sahiptir.

Keops Piramidinin yapımında 2.600.000 adedi aşkın granit ve kireçtaşı blok kullanılmıştır. Blokların ağırlığı 2 tondan 70 tona kadar değişir. Santimetrenin 40'da birine kadar bir hassasiyetle kesilen bloklar o kadar hassas bir şekilde birleştirilmiştir ki , aralarındaki derzlerin açıklığı hiç bir zaman santimetrenin 20 de birini aşmaz.
Arap tarihçisi Abu Zeyd el Balkhy. Eski bir yazılı kaynağa dayanarak Büyük Piramidin " Çalgı Takımyıldızı (Lyra ) Yengeç burcundayken , yani hicretten 2 kere 36.000 yıl önce " inşa edildiğini yazar. Bu da yaklaşık olarak günümüzden 73.000 yıl öncesine denk gelir. Ayrıca piramit üzerinde yapılan Karbon-14 tarih belirleme çalışmaları da yine M.Ö 71.000 yılını göstermektedir.

Kefren Piramidi de Büyük Piramidin hemen yanında yükselir. Yüksekliği ilkinden biraz daha azdır. Ancak daha yüksek bir taban üzerinde inşa edildiğinden Büyük Piramitten daha yüksekmiş gibi görünür. Taban kenarı 216 metredir.

Mikerinos Piramidi ise , 70 metrelik yüksekliği ve 108 metreyi bulan taban kenarı ile diğerlerinin yanında çok küçük kalmaktadır. Giza düzlüğünde yer alan bu üç piramidin önemli ortak özellikleri vardır Şöyle sıralayalım :

Yapıların yüzleri yere 52 derecelik açı yapar.

Giriş yerleri kuzey yüzlerinde açılmıştır ve giriş geçitleri yerle 26 derecelik bir açı yapar. Bu doğrultudan gök kutbuna bakarlar.

Bu gün için astronomi ve matematik sayesinde çözülebilen karmaşık bir mimari yapıya sahip piramitler hakkında şöyle bir örnek fikir verebilir:

52 derecelik açı , piramitlerin inşaatçıları için "dairenin kare haline getirilmesine ilişkin Kutsal Geometri probleminin çözümünü sağlayan bir unsur olmuştur. Bu eğimde , yani 51 derece 52 dakikalık bir açıda yapılmış bir piramidin yüksekliği ile tabandaki çevre uzunluğu arasındaki oran , bir dairenin yarıçapı ile çevresi arasındaki orana eşittir. Bu oran ½ değerindedir. Sonuçta Gize piramitlerinin inşasında pi = 3.1415 değerinin kullanılmış olması günümüz bilim adamlarının şaşırtıcı bulduğu bir gerçektir.
Eski Mısır'ın D.D uygarlıklarla kurdukları bilimsel, sanatsal ve kültürel bağları örneklerken üzerinde durmak istediğimiz konu Piramitlerin mimari, arkeolojik ve matematiksel yönlerinden çok , kozmik anlamları. Bu nedenle şimdi birazda Giza Piramitlerini okült açıdan inceleyelim.

Teozofist A.P. Sinnett, Büyük piramidin yapımıyla ilgili şunları söylüyordu:

" Keops Piramidinin yapımında kullanılan taşların manipülasyonu, ancak ve ancak , daha sonraları insanların yitirdikleri belirli bir doğa bilgisinin bu işte kullanılmış olmasıyla açıklanabilir. Doğanın gizemiyle ilgili o bilginin Veli bekçileri , ağır cisimlerin fiili ağırlığını istedikleri gibi değiştirebilecek şekilde maddenin çekimini kontrol edebilirler ve daima da edebilmişlerdir."

"Dev yapılar mimarisinin harikaları işte böyle açıklanır. Piramitlerin yapımını yöneten üstatlar , kullanılan taşları kısmen levite etmek şekliyle bu işlemi kolaylaştırmışlardı. Majik asalar... Üstatlara eski çağlarda , doğanın kudretini açığa çıkaran anahtarlar teslim edilirdi. Gizli kelimeler ve vibrasyonel motor... Dalga boyları ve dev granit blokların levitasyonu."

Okültist Annie Besant ise şöyle diyordu:

" Mısır'daki taşlar ne sırf kas kuvvetiyle, ne de modern teknolojiyi aşan hünerli cihazlar kullanılarak dikilmişti. Bu taşlar , dünyasal manyetizmin güçlerini anlayan ve kontrol edebilen kişilerce dikilmişti. Neticede , taşlar ağırlığını kaybediyor ve tek bir parmağın temasıyla yönetilmek suretiyle havada yüzerek, belirlenen yerlerine oturuyorlardı."

Annie Besant " Dünyasal manyetizmanın güçlerini anlayan ve kontrol edebilen " kişilerden söz ederken acaba kimleri kastediyordu?...

Çağlar boyunca sırlarını hiçbir uygarlığa açmadan , günümüze kadar gelen piramitler , dünya bilim ve teknolojisini aşan bir teknik, mimari bilginin ürünüdürler. Bu bilgi D.D kaynaktan gelmiş ve hala dünya
bilim adamları tarafından çözülememiş olabilir mi ?

Çok eski efsanelerde piramit inşasında kullanılan "majik çubuklar"dan söz edilir. Bu çubuklarla belirli bir dalga boyunda olmak üzere , önceden tespit edilmiş bir vibrasyonel ses tonu oluşturulabiliyordu. Walter Owen 1947 yılında sesin ezoterik kullanımı hakkında şunları yazmıştı: " Ses herkesin düşünemeyeceği türden imkanlar taşıyan bir kudrettir. Ve bu kudretin kullanımı , kadim ermişlerin bildikleri , fakat günümüzün emekleyen biliminin yitirdiği ve ya karşısına geçip dudak büktüğü bir bilimdir. Kozmosun çevresi ve dokusu ses kudreti sayesinde ayakta durmaktadır ve yine ses kudreti sayesinde çözülerek yok edilebilir. Mısırlı rahipler bu bilgiye sahiptiler."
İster istemez akla şu soru geliyor ; Mısırlı rahipler bu bilgiyi nereden almışlardı?,

Mühendis Rudolph Gantenbrink'in 1993 yılında Büyük Piramitte gerçekleştirdiği buluş da aynı ölçüde ilgi çekicidir. Gantenbrink ve ekibi "UPUAUT 2" ismini verdikleri küçük bir robot aracı Kraliçe Odası'ndaki hava kanalının içine yollamış ve bugüne kadar hiç bilinmeyen 60 metrelik bir tünel bulmuştu (Altta). Gantenbrink, iki haftalık bir çalışmadan sonra 4500 yıllık metal bir kapıya ulaştığını söylüyor ve bu kapının bilinmeyen bir alana açıldığını iddia ediyordu. Fakat ne yazık ki kapının keşfinden sonra geçitlerdeki tüm araştırmalar Mısırlı yetkililer tarafından durdurulmuş ve yeniden başlatılmasına izin verilmemiştir. Yani yine bişeyler örtbas edilmeye çalışılmaktadır...
Kahire'de bulunan " Keops piramidi " nin 12 ton agirliginda iki buçuk milyon bloktan olustugunu, Günde on blok
yerlestirilmesi halinde yapiminin 664 yil sürecegini, Piramidin üstünden geçen meridyenin karalari ve denizleri tam esit iki
parçaya böldügünü ve piramidin dünyanin agirlik merkezinin tam ortasinda bulundugunu
Yüksekliginin (164 m.) bir milyarla çarpiminin günesle dünyamiz arasindaki uzakligi verdigini, Tabanalaninin,yüksekliginin iki katina bölünmesinin pisayisini verdigini, Piramitlerin içerisinde "ultrasound", radar,sonar
gibi cihazlarin alismadigini, Kirletilmis suyun bir kaç gün
piramidin içinde birakildiginda aritilmis olarak
bulundugunu, Piramidin içerisinde sütünbir kaç gün süreyle taze kaldigini ve sonunda bozulmadan yogurt haline geldigini,

Bitkilerin piramit içerisinde daha hizli büyüdüklerini, Çöp bidonu içindeki yemek artiklarinin hiç koku yaymadan
mumyalastiklarini, Kesik, yanik, siyrik ve yaralarin piramidin içinde daha çabuk iyilestigini, Piramidin
içinin göreli olarak yazin soguk, kisin sicak oldugunu, Piramit kimin adina yapildiysa onun bulundugu odaya yilda 2 kez
günes girdigini ve bu günlerin dogdugu ve tahta çiktigi günler oldugunu, Biliyor muydunuz?


Başlık: Ynt: piramitlerin sırları
Gönderen: Ramazan Çiftçi - Haziran 19, 2010, 10:44:34 ÖS
Hemen aklıma bi düşünce geldi bu adamlar zamanında demekki bu bilgilerden dolayı kendilerini ilah kılmışlar. artı olarak yapılan kazılarda kafatası delik iskeletlere rastlamışlar o yıllarda beyin ameliyatı yapıyorlarmış
Başlık: Ynt: piramitlerin sırları
Gönderen: (gökhan) - Haziran 19, 2010, 11:33:09 ÖS
Alıntı yapılan: admin - Haziran 19, 2010, 10:44:34 ÖS
Hemen aklıma bi düşünce geldi bu adamlar zamanında demekki bu bilgilerden dolayı kendilerini ilah kılmışlar. artı olarak yapılan kazılarda kafatası delik iskeletlere rastlamışlar o yıllarda beyin ameliyatı yapıyorlarmış
adamlar o şartlarda bunları yapmışlar şimdi olsalar neler yaparlar düşünemiyorum abi
Başlık: Ynt: piramitlerin sırları
Gönderen: alemci_11984 - Haziran 20, 2010, 03:41:48 ÖS
Gökhan'  ım öncelikle tekrar tekrar teşekkürler canım kardeşim eline emeğine sağlık 

senin bu araştırmalarına hastayım 

Ramazan abimin sözlerinede aynen katılıyorum zaten bu yüzden değilmi kendinilerini ilah olarak görmeleri kavmini ile birlikte helak olmasına neden olan ve Ramazan abi bu beyin ameliyetı konusundada yanlış hatırlamıyor isem discovery kanallarının birinde bir belgesel seyretmiştim gerçekten hayranlıkla seyretmiştim bu insanların nasıl bir zekaya sahip olduklarını gerçekten çok merak ediyorum o zamanki imkan ve olanaklar ile böylesine büyük işler başarmışlar hayretler içerisinde bırakıyor insanı doğrusu acaba nasıl eğittiler kendilerini nasıl bir çalıma yaptılarki bu kadar büyük işlerin bile bu kadar kısa zamanda altından kalkabildiler  ??? ??? ??? :o :o :o :) ;)


Başlık: Ynt: piramitlerin sırları
Gönderen: ozgur59 - Haziran 21, 2010, 01:25:53 ÖÖ
paylaşım için teşekkürler benimde izlediğim bir belgeselde sadece mimari  alanda değil diğer alanlardada çok gelişmiş oldukları  görünüyor mumyalama yaparken çok özel teknikler kullanılıyormuş bu işlem için özel insanlar çalışıyormuş en az zarar ile cesetin  belli organları çıkartılıyormuş ve örnek olarak bir kişinin beyni başka hiçbir yere dokunulmadan burnundan çıkartılabiliyormuş
Başlık: Ynt: piramitlerin sırları
Gönderen: (gökhan) - Eylül 22, 2010, 01:59:37 ÖÖ
 TARİHTE YAŞAMIŞ FİRAVUNLARIN HAYATI


Kleopatra

M.Ö 69`da iskenderiyede dogdu.Aslen yunanlı olan 3.Kleopatra babası 11.Ptolemaios`un vasiyeti üzerine kardesi ile evlendi. (O zamanlar mısırda egemen olan yunanlılar mısır toplumuna karısmamak için kendi soylarrından olan kişilerle evlenıyolardı bu da akraba evlılıklerı sonucu özürlü insanların dugumuna yol acıyordu.....) Babası öldügünde 18 yasında olan Kleopatra tahta cıktı. Halkın içine girebilmek ve halkın kendisini benımsemesi için kendini mısır dinine verdi.Kardesi tarafından iktidardan uzaklaştırılıp sürgüne yollandı .Kleopatra iktidara yanında büyük Roma imparatoru SeZaR ile geri döndü. (Kleopatra bir halı içinde Sezar`ın sarayına girmiş ve bu büyük kralı kendine aşık etmişti....) Bu olaydan sunra kimsenin bilmedigi bir sebeple kardesi Nil sularında boguldu ....!



Kardeşinin aradan cekilmesi ile kleo tek basına iktidar koltuguna oturmustu.O sırada SeZaRdan bir cocugu oldu ve minik Sezarius`u alıp Romaya gitti. Kleo`nun en büyük hayali iki imparatorlugu birleştirip büyük İskenderin hayali olan bilinen tüm dünyaya sahip olmaktdı.M.Ö 44`de Sezar ölünce bu hayallerini ertelemek zorunda kaldı. (ama yanlızca kısa bir süre için.. ) SeZaR ölünce roma imp. 2 `ye ayrıldı ve tahta cıkan Octavio (Sezarın yegeni) ve MarcuS Antonius arasında. Doğu artık MarcuS tarafından yönetilmekteydi ve ilk işide Mısırı ziyaret oldu.


Kleopatraya delice aşık oldu ve Kleo tekrar yarıda bıraktı planlarını hayata gecımekde gec kalmadı.Octavius`a savas actılar.Actiumda yapılan savaşta kleo ve Marcus kacmak zurunda kaldı .İskenderiydeki sarayına dönen Kleopatra elbet Octavius `un MıSıRı ele geçirecegini biliyodu. MarcuS`da onu peşi sıra mısıra dündü ama korkunc bir haberle sarsıldı Kleopatrası ölmüştü intihar ertmişti.Bunu duyunca o da kendini öülümün kollarına bıraktı ama ölümüne sebep olan bu haber bir dedikodudan ibaret idi.Bunu haber alan Kleo artık tek basına kalmıstı mısır elinden ucup gitmek üzereydi ,tek yapıcagı hayatına son vermek olmuştu artık.Mısır dininde İsİs`in simgesi olan kobra yılanı ile intihar etti.Öldüğünde sadece daha 39 yaşındaydı. Plutark`a göre 9 dil bilen Kleo aşırı zeki bir kadındı ama herkesin bildigi gibi cok güzel de degildi.O salona girdigi zaman kimse bakmazdı bile derdi.Mısır Tanrısı İsİs ile kendini özdeştirmişti.SeZaR da Osiris dogan cocuklarıda Horus`u simgeliyordu.Ensest ilişki cocuğu,hafif meşrep ,sımarık ama işini ciddiye alan -bir kadın idi.



Isis :
10.000 adı olan bereket tanrıcası Reankarnasyonla mısır halkı tarafından Kleopatranın içinde yaşadına inanılıyordu.



Kleopatra`nın Sarayı M.Ö 300 yılında kurulan iskenderiye şehrinde bulunan Kleo`nun sarayı kleopatranın ölümünden 400 yıl sonra meydana gelen büyük depremlerle sular altına gömülmüştü.Tarihe damgasını vuran bu saray yaklaşık 2 sene evvel iskenderiye körfezinde tekrar büyük araştırmalar sonucu yer yüzüne cıkarıldı.Bulunan ilk parcalar sarayın girişinde bulunan büyük surlar oldu.Daha sonra sudan cıkan 2 sfenx burdaki kalıntıların Kleo`nun sarayı oldugunu kanıtladı bu gercekten büyük bir arkeolojik buluştu.


Sudan cıkan büyük yunan tanrısı Hermes`in heykeli ve kenti simgesi olan kıvrık yılan heykeli ilk bulunan bir kaç parcadan biriydi.Hiç bir zaman Kleonun tam bir resmı veya heykeli bulunamadı. Bulunan resim ve heykellerde hep baska türlü resmedilmişti.Ama bu kalıntılar içinden cıkan bir parada ilk defa Kleo`nun yüzü cok temiz ve güzel bir şekilde yapılmıştı. Sarayın yeri Strabon un çizdigi haritalrdan yola cıkılarak aramalara başlandı.
Kleopatra MıSıR`ın son hükümdari oldu ve yaşamını Tarihte büyük izler bırakarak sona erdirdi.



Akhenaton
Mısır firavunları çoğunlukla zorba, baskici, savasçi ve acimasiz kisilerdir. Bu firavunlarin ortak özellikleri Mısır'in çok tanrıli dinini benimsemeleri ve bu din sayesinde kendilerini tanrılastirmalaridir. Ancak Mısır tarihinde bir tek firavun vardir ki, digerlerinden çok farklidir. Bu firavun tek bir yaraticiya inanilmasi gerektigini savunmus ve bu yüzden özellikle çok tanrıli dinin kaymagini yiyen Amon Rahipleri ve bunlara destek veren bazi askerler tarafindan büyük baskiya maruz kalmis, sonunda da öldürülmüstür. Bu firavun MÖ 14. yüzyilda basa geçmis olan IV. Amenofis'tir. IV. Amenofis MÖ. 1375'te tahta çiktiginda yüzyillarin getirdigi bir tutuculuk ve gelenekçilik ile karsilasti. Bu döneme dek toplum yapisi ve halkin kraliyet sarayi ile olan iliskileri degismeden gelmisti. Toplum dis olaylara ve dinsel yeniliklere kesin olarak kapilarini kapali tutuyordu. Tutuculuk, yukarıda da açikladigimiz gibi, Mısır'in dogal cografi kosullarindan kaynaklanmaktaydi.



Firavunlarin halka benimsettirdigi resmi din, eski ve geleneksel olan her seye katiksiz bir bagliligi zorunlu kiliyordu. Oysa IV. Amenofis, resmi dini benimsemiyordu. Tarihçi Ernst Gombrich söyle yaziyor:


Eski gelenegin kutsadigi bir çok aliskanligi kaldirip, halkinin, bunca garip bir biçimde betimlenmis sayisiz tanrısina saygi göstermek istemedi. Onun için tek bir yüce tanrı vardi, o da Aton'du. Aton'a tapti ve onu günes biçiminde imgelestirtti. Öteki tanrılarin rahiplerinin etkisinden korunmak için, sarayini bugünkü El-Amarna'ya tasidi.


Babasinin ölümünden sonra genç yastaki IV. Amenofis, büyük bir baskiya maruz kaldi. Bu baskinin sebebi, geleneksel çok tanrıli Mısır dinini degistirerek tek tanrı inancina dayali bir din getirmis olmasi, ve her alanda köklü degisikliklere girismesiydi. Ancak Teb önde gelenleri bu dini teblig etmesine müsade etmediler. IV. Amenofis ve ahalisi Teb sehrinden uzaklasarak Tell El-Amarna'ya yerlestiler. Burada "Akh-et-aton" adinda yeni ve modern bir sehir insa ettiler. IV. Amenofis de "Amon'un Hosnutlugu" anlamina gelen adini Akh-en-aton yani "Aton'a Boyun Egen" olarak degistirdi. Amon, çok tanrıli Mısır dininde en büyük toteme verilen isimdi. Aton ise, Amenofis'e göre "göklerin ve yerin yaraticisi" idi, ki bu sifatla Allah'i kast etmis olmasi kuvvetle muhtemeldir.


Bu gelismelerden hosnut olmayan Amon Rahipleri, ülkenin içinde bulundugu bir ekonomik krizden de faydalanarak Akhenaton'un gücünü elinden almak istediler. Düzenlenen bir komplo ile Akhenaton zehirlenerek öldürüldü. Ondan sonra gelen firavunlar da hep rahiplerin etkisi altinda kaldilar.


Akhenaton'dan sonra basa asker kökenli firavunlar geçti. Bunlar eski geleneksel çok tanrıli dini yeniden yayginlastirdilar ve eskiye dönüs için önemli bir çaba harcadilar. Yaklasik bir yüzyil sonra da Mısır tarihinin en uzun süre hükümdarlik yapacak firavunu II. Ramses basa geçti. Ramses, bir çok tarihçiye göre Israilogullari'na eziyet eden ve Hz. Musa ile mücadele eden firavundu.



Hatcepsut:
Tatmosis'in krallığı döneminde tüm piramitler yağmalandı. Mısır bir başıboşluk dönemindeydi. Tatmosis gömüleceği güvenli bir yer buldu, orası Krallar Vadisi'ydi. Krallar Vadisi'ne ilk gömülen kraldır ve burayı gizlice yaptırmıştı. Tatmosis cesur bir kumandandı. Hiçbir firavunun gidemediği yerlere kadar gitmiştir. 5 çocuğu oldu ancak sadece Hatçepsut yaşayabildi. Kral seçmek zor bir işti, erkek çocuğu ise yoktu. İkinci derece eşlerin de çocukları kral olabiliyordu. Hatçepsut Kralın ikinci eşinden olan (yarısoylu) 2.Tatmosis ile evlendi. Evlendiklerinde Hatçepsut 12, Tatmosis ise 20 yaşındaydı. Tatmosis 40 yaşında öldü. Zayıf biriydi ve savaşlara bile gitmedi. Bu dönem olaysızlık dönemiydi.



Nefruri diye bir kızları oldu. Hatçepsut 32 yaşındayken eşi öldü ve imar iskan programını başlattı. Bir yapı inşa ettirdi, hiçbir kraliçe böyle bir mezar inşa etmemişti. Sonra burası tapınak oldu. Bu kadın harika işler başarıyordu. Babasının enerjisi onda ortaya çıkmaya başlamıştı.


Hatçepsut'un heykelleri diğer kralların heykellerinden farklıydı. Yanakları dolgun olarak gösterilmiştir.Hatçepsut babası için iki dikilitaş yaptırdı. 95'er metre ve 350şer ton ağırlığında iki dikilitaş yedi ayda tamamlandı. 270 km.lik yolda kızaklarla sürüklendi. Karnak'ta ayağa dikilmesi gerekiyordu ama nasıl?


Mısır ABD'ye dikilitaş yaptı ama çok zor götürdüler. Teknolojileri (demiryolu hatıı ve buharlı makineler) olmasına rağmen dikiltaşı hareket ettirmek dört ay sürdü. Bu da muazzam işleri muazzam insanların yapabileceğini akla getiriyor.


Hatçepsut, Senmut'ı kızının öğretmeni olarak atadı. Ona bazı şanslar ve olanaklar tanıdı. Mısır'ın seçkinleri arasında Senmut'ın kendi tapınağı da vardı ancak bu tapınak gizlenmişti.


Mısır Hatçepsut sayesinde refaha kavuştu. 2.Tatmosis'in başka bir eşinden olan oğlu (Hatçepsut'ın üvey oğlu) 3. Tatmosis artık büyümüştü. O da kral olmak isteyecekti. Hatçepsut, iktidarını sürdürmek için firavun sıfatının aldı. Bu sıfatı alan tek kadındır. Takma sakal bile takıyordu.


Saraydan birisi Hatçepsut için şunu yazmıştır:


"Hatçepsut iki cinsin çıkarlarını birleştirdi. Herkes onun önünde eğilmeli"


Hatçepsut soylu kadınların öncüsü demekti.


3.Tatmosis Hatçepsut'un kral olmasından pek de rahatsız değildi. O eğleniyordu ve ordunun başındaydı. İkisi de bu durumdan hoşnuttu.


Hatçepsut Pant'a bir ticaret seferi yaptı. 15 büyük gemi Kızıl Denizde 380 km. yol almıştır. Tapınağının duvarlarında bu sefer harfi harfina kayıtlıdır. Afrika'daki kabile yaşamı ilk defa görülmüş veya dile getirilmiştir. Hatçepsut'un Mısır'ı bu işin üstesinden geldi ve başarı kazandı. Ancak zendin bir ülke böylesine uzun ve zor bir seferi yapabilirdi.


Senmut'un mezarında Hatçepsut'ın taş sandığı bulunmuştur. Böyle bir sandık ancak soylu birinin mezarında bulunurdu. Sıradan bir insan soylu bir sandık ile gömülmüştü. Bu sandık Hatçepsut'ın karliçelik döneminde yapılmıştı. Kral sıfatını alınca kendisine yenisini yaptırdı.


Senmut ve Hatçepsut'ın sevgili olduğu kesin olarak görülüyor. Bu da neden Senmut'un hiç evlenmediğini açıklıyor. Bu durum Mısır'da garip karşılanan bir durumdu.


Deir El Bahri Tapınağını yapan işçiler dinlendikleri zamanlarda duvarlara Hatçepsut ve Senmut'un aşk yaptığını çizmiş vebirçok resimde beraberken birbirlerine sevgi gösterirken görülüyorlar. Mısır bilimcilerin çoğu sevgili olduklarını iddia eder. Kimi araştırmacılar bu işin Senmut'ın yaptığını söylüyor ancak bu kanı kabul görmedi.


Sahel Adası, Mısır'ın ilan tahtası gibi bir yer olmuştur. Haznedar Ti, Hatçepsut'ı bir taşın üstüne resmetmiş. Haznedar Ti, Nubialılarla savaşta Hatçepsut'ın da bulunduğunu yazmış. Onun orduyla beraberken çok aktif ve idealist bir kadın olduğunu anlatmış.


Amonhotep de Hatçepsut'a nasıl sesleneceğini bilememiş, hem kadın hem de kral olduğu için kafası karışmış ve ona tutkusunu belirtmiştir.

Hatçepsut'ın tapınağının yanına Senmut'ın yeni bir tapınağı yapılmıştı. Bu normal bir durum değildi. Senmut hep yanaklarında kırışıklarıyla resmedilmiştir. Senmut tapınağına gömülmek istemişti. Duvarlarda ölüm kitabından sözler var. Tavanda astronomiyle ilgili çizimler var ve bu Mısır'da bir ilk olmuştur.



Senmut öldükten birkaç yıl sonra Hatçepsut da ölmüştür. Vadidedki en uzun ve derin mezar Hatçepsut'inkidir. Hatçepsut'ın mezarına ulaşmak için çalışmalar yapılmıştır fakat çalışmalar gitgide zorlaşmıştır ve mezar odasının girişi de kapalıdır. Howard Carter odaya ulaşmıştır ancak bu çok zor olmuştur. Duvar kaliteli değildi, kireçtaşıydı. Htachepsut'ın mezarında Senmut'ı aradılar ancak bulamadılar. İki mumya vardı birisi Hatçepsut ve diğeri de babasıydı. Kırmızı quartzdan iki sandık bulundu.


3. Tatmosis sonunda firavun oldu. Çok başarılı bir savaş adamıydı. 17 seferin başında da hep o vardı. Muhteşem anıtlar yaptırdı ama inşaatla hiç ilgilenmiyordu. Bu açıdan Hatçepsut'la çok iyi anlaştılar. Onlar ortak yöneticiler olarak resmedilmiş ta ki Hatçepsut'ın Kırmızı Tapınağı parçalanana kadar. Hatçepsut'ın tüm tapınaklardaki adları silindi ve çevresindeki erkeklerin adları yazıldı. Bir kadının kral olabileceğini kabullenmediler. Tarih yeniden yazıldı. Burada Hatçepsut hiç varolmadı. Tarih gerçeği bulmanın sadece bir yoludur...


Mumyalar bulundu. Bunlara Ramses 1, 2, 3, Hatçepsut ve Senmut'ınki de dahildi. Senmut'ın resminde gösterilen kırışıklar gözönünde bulundurulunca bir mumya Senmut ile bağdaşıyordu. Bu nedenle bu mumyanın Senmut'ın mumyası olma olasılığı büyüktür. Ejiptologlar bu mumyaya "yanakları kırışık, bilinmez adam" adını vermişlerdir.


Hatçepsut'ın 22 yıllık Hanedanı çok başarılı geçmiştir. Kendisinin yetiştirdiği erkekler tarafından hasıraltı edilmişti.
3.Tatmosis 20 yıllık krallığında neden Hatçepsut'ın izlerini silmeye çalıştı?



Çünkü o bir kadındı ve tek nedeni de buydu. Ancak bu gerçek görmezlikten gelinemez. En güzel tapınak Hatçepsut'ın tapınağıdır



Ramses
En büyük savaşı başlatan firavundur. Ramses savaşmayı biliyordu ancak İsrail Tanrısıyla yaptığı savaşta yenildi.



Babası Seti çok başarılı bir adamdı ve tapınaklar yaptırtmıştı. Bu tapınaklardan birinde politik bir ifade kullanıldıgı görülmüştür: 'Hükumdarlığımdan çok şey bekleyin'


Ramses 22 yaşında Ebu Simbel Tapınğnı yaptırtmaya başlamıştıç Bu tapınak Dagın içi oyularak yapılmıştır. Ramses yaşayan her varlıgın kendinden korkmasını istiyordu.


Ebu Simbel ve Ramses'in 4 dev boy heykeli 20 yılda yapıldı. Çok az bir teknolojiyle ve bu kadar az zamanda nasıl yapıldı hala bilinmiyor.


Nubia'dan Mısır'a geçenler Amon, Ra, Thoth ve Ramses'in bu heykellerinden korkuyordu.


Ramses eşi Nefertari'ye de tapınak yaptırdı ve 'Güneşin parladıgı kadın' yazıdırttı.


Teb'de tapınaklar inşa etti. Memfis'teki yönetimi ve başkenti Delta bolgesine taşıdı. Bu bölge sulaktı ve askeri harekata geçmek için uygun bir yerdi. Daha sonra Pi-Ramses adında yeni bir şehir yarattı. 25 yaşında en buyuk profesyonel orduyu oluşturdu. 25000 piyadeden oluşuyordu.



Kadeş Savaşı
Ramses savaşa hazırlandı Ra birligi yokedildi ve Ramses'in kampı savunmasız kaldı. Hitit casusları konuşturuldu ancak bir işe yaramadı. Ramses tuzaga dusurulmuştu. Sadece Amon birligiyle harekete geçebilecekti.


Herşeye rağmen Ramses kontrolu elşne almayı başardı. ' Ben yalnızım ama Amon beni koruyacak' dedi ve harekete geçti. Hititlilere 6 kere hücum etti. Yenilmek aklına bile gelmemişti. Hititliler kaçtı ve yenilgiyi zafere dönüştürmüş oldu.


Ölen Hitit askerlerinin sağ elleri kesildi ve üstüste kondu. Bu sadece birinci rounddu.


Ertesi sabah Ramses kişisel bir zafer kazandı. Hititler barış önerdi. Ramses barışı kabul etmedi ancak sadece ateşkesi kabul etti. Ramses'in Mısır'a dönüşü muhteşemdi ve savaşın her anını tapınak duvarlarına kazıttı.


Hititlerle ramses arasındaki bu anlaşma tarihteki bilinen ilk barış anlaşması olarak kabul edilir. Ramses'in Kadeş'i bırakma sebebi çıkış sırasındaki yenilgiyi kaldıramaması olarak gosterilebilir.


Ancak Kadeş savaşı daha önce oldugu bilinmektedir bu nedenle bu olasılık ortadan kalkar.



İsrail Savaşı
Deltada yaşayan İsrailliler artmıştı ve firavunla bazı çatışmalar ortaya çıktı. Musa Firavun'dan halkın gitmesi için izin istedi ancak Firavun izin vermeyince Musa asasını yere attı ve asa yılana dönüştü. Firavun bundan etkilenmemişti çünkü firavunun kendi adamları da bunu yapabiliyordu. Yere düşe yılan kafasını kaldırdı. Musa " Nil'deki balıklar ölecek ve Nil'in suyu igrenç olacak. Mısırlılar Nil'in suyunu içemeyecek" dedi ancak firavun yine de İsraillilere izin vermedi.



10 lanet gerçekleşecekti. Bu lanetlerin 10.su ise Mısır'da doğan herkesib ilk çoçukları ölecekti. Bu da gerçekleşmişti.
Bunun üzerine Firavun önce gitmelerine izin verdi sonra da vazgeçti.



Musa bir mucize gerçekleştirdi ve Nil'in suları ikiye ayrıldı ve İsrailliler kaçtı.Onları izleyen Mısırlılar ise boguldu. Firavun sonunda yenilmiştir.( Bu tarihte gercek olarak kabul edilmiştir ancaok Mısır tarihinde yazılı olanlar bunlar degildir.)

Bu olayın gerçekligi konusunda şüpheler mevcuttur. Eger bunlar gercekse neden herşeyi yazmayı adet edinen Mısırlıların kayıtlarında yoktur? Acaba tek neden Mısırlıların yenilgilerini kaydetmemeleri miydi?
Ramses bir gece bir rüya görür ve rüya yorumu yapabilenYusuf (joseph) çağırılır. Rüyada 7 şişman inek 7 zayıf ineği yemiştir.Yusuf'un yorumu 7 bereketli yılın ardından 7 kıtlık yılının gelecegidir.



Kıtlık donemi ge4rcekten de gelir ve Mısır buna daha önceden hazırlandıgı için hiç etkilenmeden atlatır.


Mısır'ın bir bolgesinde belli bir kayalık kutlesi vardır ve burdaki kayaların üstünde İsrail çıkışı kayıtlıdır ve çıkış burdan ögrenilebiliyor.Burada aynı zaman da savaş zaferleri kayıtlı ve İsraillilerin göçebe bir toplum oldugu belirtiliyor.


Ramses 67 yıllık hükümdarlıgının sonunda 92 yaşında öldü ve 100 çocugu oldu ( bu çocuklarının hepsi öz cocukları degildir).
Tüm tapınaklara oğullarının kabartmaları yapılmıştır.


Krallar vadisinde her mezar numaralandırılmış vaziyettedir. 5 numaralı mezar Ramses'in oğulları için yaptırılmış mezardır ve en geniş mezar oldugu bilinmektedir.


Çıkışa denk gelen firavunun Ramses ( adsız firavun) oldugu tarihte kesin olarak kabul edilmiştir.


Ramses tüm eşleri arasında en önem verdigi Nefertari idi. Ramses ve Nefertari Nil'e açıldılar ancak Nefertari öldü ve Ramses ona Mısır'ın en güzel tapınağını yaptırdı. Ramses Nefertari'nin ölümünden sonra çok değişti. Artık ordularının başında savaşamıyordu. Artık eski gucu kalmamıştı.


Ramses tum hayatı boyunca mezar ve anıtlara çok önem vermiştir ve yaptırdıgı her anıtın üstüne adını kazıtmıştır hatta kendisinden önce olanların üstüne dahi adını kazıtmıştır.Ramses döneminde ölüler tapınağı yapılmıştı ve bunun yapılması için tüm halkın çalıştıgı soyleniyor.


Dunyanın en buyuk sutunlu salonu olan Karnak Tapınagını da Ramses yaptırmıştır ve toplam 134 sütun vardır.


Ebu Simbel Tapınagının önüne ise 20şer metre yuksekliginde 4 tane oturan Ramses heykeli yaptırdı. Ayaklarının dibine de kızkardeşi ve 3 kızının kucuk heykelleri yerleştirilmiştir.



TUTH-ANKH-AMON
Tuthankamon'un Lord Carnarvon'un cabalari sonucu ortaya cikarilan mezarindan cikan en degerli parca olan ustu degerli taslarla bezenmis maskesi..



Akhenaton ve Nefertiti'nin 6 kızı ve bir oğlu olmuştu. 6 kızı da bilinmeyen sebeplerden ölmüştü ve Akhenaton lanetlenmiş kral olarak goruldu. Amarna şehrindeki 17 yıllık dönem boyunca Aton tek tanrı olmuştu. Athenaton'un oğlu Tuth-ankh-aten yarı(üvey) kızkardeşi Ankhesenamon ile evlendi. Tutankhaten adını degiştirdi ve tuthankamon yaptı.


Tutankhamon firavun olmasından bir sure sonra Ey vezir oldu. Saraya giriş çıkış ve kararlar Ey'den çıkıyordu.


Tutankhamon 20 yaşında gizemli bir şekilde öldü. Ölümünün ardından birisi Tutankhamon'un izlerini çalışmıştır.

Cenaze günü 12 adam Tutankamon'un çekerken Ey bu kişilerin arasında degildi. Ey'in üzerinde panter derisi ve başında da firavun tacı vardı. Ey Tutankhamon'u alt edip firavun olmayı başarmıştı.


Ankesenamon bunun üzerine düşmanı olan Hitit Kralına bir mektup yazmış ve bu mektupta resmen yalvarmıştır. Krala onun çok fazla oglunun oldugunu söylemiş ve oğullarından birini göndermesini istemişti. Bir hizmetçiyle evlenemeyecegini söylemişti. Kral bunun bir numara olduğunu düşünerek reddetmişti. Ankesenamon tekrar mektup yazmış ve neden böyle düşündügünü sormuş. Eeğer doğru olmasaydı kendini küçük düşürmeyecegini ve ona yalvarmayacagını yazmış ve tekrara bir hizmetçiyle evlenemeyeceğini söylemiş. ( bu mektuplar şuanda beyşehirde muzede bulunuyor.)


Saraydan birinin onu evlenmeye zorladıgı kesindi. Sonunda kral oğlunu yollamış ancak Mısır sınırlarına ulaşamadan öldürülüyor.


Ey sonunda Ankesenamon'la evlendi. Ankesenamon'un kurtulmaya calıştıgı hizmetçi Ey'di ve sonunda Ey firavun olmuştu.


Günümüzde bulunanların arasında bir yüzük vardı ve bu yüzüğün üstünde 2 kartuş vardı. Bir kartuşta Ey'in diger kartuşta ise Ankesenamon'un adı yazılıydı. Yani bu yüzük evlendiklerine dair bir başka kanıt oldu.


Ey firavun olduktan 3 yıl sonra öldü. Mezarında eski eşi Tey'in de adı geçiyordu ancak isim silinmişti.


Tutankhamon'un mezarına bakıldığında çiftin birbirine çok bağlı olduğu fikri ediniliyor. Duvarlardaki figurlerde birbirine dokunurken veya yardım ederken resmedilmiş. Örnegin bir resimde Tutankhamon avlanırken Ankesenamon ona okunu uzatıyor. Kolkola dururken resmedilmişler. Bulunanların arasında Tutankhamon'un Ankesenamon için yaptırdığı altından bir tabla var. Üstünde hiçbir işleme olmayan bir lamba var. Lamba çok sade ancak yanınca üzerinde Tutankhamon ve Ankesenamon'un resmi oluşuyor.


Ankesenamon'un 2 düşük yaptığı mezarındaki 2 mumyadan anlaşılıyor. Birisi 5 (mumyalanmış) ve digeri ise 8 aylık (yarı mumyalanmış) olmak üzere ikisi de kızmış.


Tutankhamon'un mezarına Nefkeperur gibi zengin ve sağlıklı olsun yazılmış.


Aped festivalinde Karnak tapınağında Tutankhamon'un resmi görevler yapmış olduğu da duvarlardaki kayıtlardan görülüyor.


Tutankhamon 20 yaşındayken ölmüştür. Mezarı acıldıgında çok zengin bir görüntüyle karşılaşıyoruz. Mısırlılar'ın ısı kullanmadan altını şekle konusunda uzmanlaştıları burda bulunanlardan da gayet iyi anlaşılmaktadır. Tabutu 120 kg ve 0.5 cm kalınlıgında altından yapılmıştır. Altın maskesi de bulunmuştur.


Mısırlılar altının güneşten geldiğine inanıyordu (dünyanın oluşumu). Altın Ra'nın simgesiydi. Firavunlar kendilerini altınla kaplıyorlardı.


Burada Ankesenamon'un öldürülmüş olabileceğine dair kanıtlar vardır.


Tutankhamon'un taş mezarı açıldıktan sonra X-ışınlarıyla incelenmişti. Kafasının arkasından darbe aldığı görülüyor ancak yüzüstü yatar pozisyonda iken alınmış bir darbe olduğu saptanmıştı.


Neden öldüren kişi bulunmaya çalışılmamıştı ve yargılanmamıştı? Çünkü bu işi vezirin yönetmesi gerekiyordu ve vezir bu işi yürütmüyordu. Vezir'i de kimse yargılayamıyordu.


Bugün onca yaptığından sonra kimse vezir Ey'i tanımıyor. Mezarı soyulmuş ve biriktirdiği tüm mirası çalınmış ve duvardaki yazılar da silinmiş.


Tutankhamon krallar vadisinde günümüze kadar gömülü kalan tek firavundur.